|
|
| İslamda Kadın |
Nur taneleri, insanlığın
bir taneleri, Allah dostları, evliyalar ....
Evliyâ-yı kirâm, Allahü teâlânın ve Peygamberinin (s.a.v) emir ve
yasaklarını öğreterek, insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmaları
için uğraşmışlardır.
Evliya; Allahü teâlânın rızâsını kazanmış, sevdiğini Allahü teâlâ için
seven ve her işi O'nun rızâsı için yapan, her an Allahü teâlâ ile
bulunan, gafletten uzaktırlar.
Tâbiîn devrinden başlayarak 1000'in üzerinde velînin hayat ve
menkıbelerini A'dan Z'ye tasniflenmiş olarak sitemizde bulacaksınız.
Bütün bu Allah Dostları, aynı kaynaktan fışkıran nûrları, olduğu gibi
göstermektedir. Hangisine bakarsanız bakın hepsinde aynı nuru
göreceksiniz.
Doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete yakışan doğruluğu, bir kısım insanımız,
yazık ki gösteremiyor. Bu, özelikle kadınlara karşı davranışta kendini
belli ediyor. Tabî bunda cehalet baş rolü oynuyor.
Sözün başında belirttiğimiz gibi, doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete yakışan
doğruluğu bilmiyorlar. Bu yüzden kadınları çok üzüyorlar, çok eziyorlar.
Hele Anadolu'da bilhassa köylerde ve kırsal kesimde, evin yükü hemen
hemen kadının omuzlarında.
Evin içinde, herşeye hep koşan o!
Ev dışı, herşeye yine yetişen o!
Kadınlarımız çok çileli, hem de ne çile...
Çile bülbülüm çile der; çeker bile bile!
Olmalı kadınlarımız, analarımız baş tâcı daima.
Cennet, ana ayağı altında; demedi peygamber boşuna.
Kadın evin ana direği,
Herşeyler hep onun emeği.
Maddî manevî ne varsa kazançtan yana,
Sebebi olur eli öpülesi ana.
Didinir durur, ele güne karşı.
Susar, demez hiç, ne pazar ne çarşı.
Kadının durumu İslâmda -İslâma rağmen- yazık ki, hiç iç açıcı değil.
Oysa kadın İslamda bulduğu değer. İslâmda kondu adam yerine. Oldu evin
hanımı. Efendi üstünde efendi.
Gerçi insanımız okudukça, bildikçe ve anladıkça İslâmı... Daha iyi
anlamış oluyor İslâmda kadını. Erkeğe verilmiş kadın denen büyük nimeti.
İslâmın kadına verdiği kıymeti birkaç örnekle somutlaştıralım. Damla
denizden haber verir misâli. Varın siz ötesini düşünün derim:
Yanlış hatırlamıyorsam merhum Ali Arslan'ın "Büyük Kur'an Tefsiri"nde şu
satırları okumuştum:
"Cömert kadın odur ki, çocuğunu emzirdiği için kocasından ücret talep
etmez!"
Demek ki, kocanın hâli vakti yerinde olsa karısı böyle bir istekte
bulunabilir.
Bu demektir ki, kadın çocuk bakıcısı değildir. Kendi isteğiyle çocuğuna
bakar, besler, büyütür; o başka mesele. Asıl olan ona bakış açısıdır.
Onun ihmal edilmez bir şahsiyet sahibi oluşudur.
Çocuğunu ihmal etmiyen kadın, ancak bu gözle bakılırsa kendisine; olur
mutlu... Kocasını da daha çok eder kutlu... Yoksa hangi kadın; evine ve
içindekilere olmaz ki düşkün?
Cümlenin devamı şöyle: "Cömert erkek odur ki, çocuğunu emzirdiği için,
hanımına ücret öder!"
Demek ki, kocanın durumu yerindeyse, eşine karşı böyle bir jest'de
bulunabilir.
Değerli okur! Elbette her kadın çocuğuna da bakar, evine de, hem de
severek... Üstelik üzerine titrer. Bunun için karşılık falan da
beklemez.
Bu ifadeler, kadına ne gözle bakmanız gerektiği hususunda bizlere ışık
tutuyor. Demek istiyor ki, İslâmda kadın, herşeyden önce insandır bir;
erkeğin eşi, erkeğin sağ kolu, erkeğin hayat arkadaşıdır, ruh
arkadaşıdır. Hayatı ortaklaşa bölüştüğü can yoldaşıdır iki; hizmetçi
değildir. Bakıcı değildir. Temizlikçi değildir. Bulaşıkçı değildir üç...
Ya nedir? Evin baş köşesinde, evin taçlı hanımıdır o kadar...
Bu demek değildir ki, evin işlerine koşmaz, gerekeni yapmaz! Yapmasına
yapar ama; mecbur olduğu için değil, yapmak istediği için yapmalı.
Kendisini yapmaya mecbur hissederek yapmamalı. İstediği için yapmış
olmalı. İşte koca, bu inceliğin farkına varmalı. Eşine o şekilde
davranmalı.
Adamın biri, Hz. Ömer'in kapısını çalar. Fakat içerden sesler
gelmektedir. Seslerden, Hz. Ömerin eşinin, ona bağırıp çağırdığını
duyar. Gerisin geriye döner.
O arada, kapının vurulduğunu duyan Hz. Ömer kapıyı açar. Hızla uzaklaşan
adama niçin geldiğini sorar. Adam:
-Önemli değil ya Ömer! Birşey yok! diyerek kaçamak cevap verirse de Hz.
Ömer ısrar eder:
-Geldiğine göre, der, muhakkak bir sorunun var!
Adam, ister istemez şöyle der:
-Ya Ömer! Sana benim hanımı şikâyete gelmiştim. Fakat baktımki, sizin
eşiniz benimkinden daha beter! Sizi üzüyor, size karşı geliyor! Ve siz
buna karşı susuyorsunuz! Bu durumda, kendimden utandım. Şikâyetten
vazgeçtim!
Hz. Ömer, şu anlamlara gelecek şekilde bir cevapta bulunur:
-Kardeşim der, eşim evimin direği, evimin ve namusumun bekçisidir.
Çocuklarımı yetiştiriyor, ev işlerini yapıyor, çamaşırlarımı yıkıyor,
nefsimi teskin ediyor. Bütün bunlardan sonra o kadar da taşkınlığı olsun
artık canım! Buna sabretmek lâzım. Herşeyi mesele etmemek, doğal
karşılamak gerek.
Adam dersini almış, rahatlamış ve memnun olarak oradan ayrılır.
İşte büyük Ömer! İşte kadına karşı takındığı büyük tavır!
Yine Hz. Ömer'den başka bir harika örnek:
Adamın biri Hz. Ömer'e eşinden şikâyete gelir. Kazancının az olduğunu
söyler. Buna rağmen karısının, kendisinden; güç yetiremiyeceği eşyayı
satın almasını istediğinden yakınır. Binaenaleyh eşine birkaç lâf
etmesini ister, Hz. Ömer'den.. Eşinin baskılarına bir son vermesini
bekler Halîfeden...
Dikkat! Hz. Ömer: "Bu nasıl kadın? Nasıl olur da, gelirinden fazla imkân
sağlamanı ister senden? Haddini bilsin! Olmaz böyle istek!" demiyor.
Kadını paylamıyor! Kadını eleştirmiyor! Bizim böyle cevap vereceğini
sandığımız gibi.
Ya ne yapıyor? Adama soruyor:
-Hangi semtte oturuyorsun?
Adam, oturduğu semti söyleyince, Hz. Ömer onun, zenginlerin bulunduğu
bir mahallede oturduğunu öğrenir. Kadının çevresindeki yaşantıya
özendiğini sezer. Bu yüzden kocasını bunalttığını anlar.
Kadını tenkit edeceğini sandığımız Hz. Ömer çok realist ve gerçekçi
davranır. Şu anlamlara gelen muhteşem bir cevapta bulunur:
-Kardeşim der, ya oturduğun mahalleyi terket, başka bir yere taşın..
Evini bütçene uygun bir yere naklet! Ta ki, kadıncağız çevresinin
etkisinde kalmasın! Çünkü görülen şey ihtiyaç olur. Kendisini istetir.
Onu da seni de rahatsız eder. Huzurunuzu kaçırır. Ya da hanımın
isteklerini yerine getir!
İşte Koca Halifenin, realistliği; hissiyat ve duygusallıktan uzak olarak
soruna eğilmesi...
İşte İslâmdan sonraki Ömer'in, kaynağını İslâmdan alan; kadına
bakışındaki isabetliliği..
İşte Halife Ömer,
Kadını böyle över.
|
|
|
|
|